1940 yıllar, Ankara’da bir ilkokul bahçesinde öğrenciler top oynarken, top müdür odasının penceresine isabet eder, cam kırılır. Müdür bir hışımla bahçeye geçer. Top oynayan çocukları yanyana dizdikten sonra sırasıyla önce babalarının ne iş yaptıklarını sorar: Çocukların cevapları:
-Babam cumhuriyet savcısı,
-Babam emniyet amiri,
-Babam müsteşar yardımcısı
-Babam milletvekili
Müdür öfkeli ama temkinli bir şekilde sormaya devam eder. Sonraki öğrenci:
-Babam mevsimlik işçi, der demez, müdür çocuğun yüzüne bir şamar atar. Sonra;
-Ulan, serseri, Niye kırdın camı? Öde bakalım parasını.
Zeki çocuk gördüğü durum karşısında çaresiz kalınca kendi kendine kahırlı bir şekilde mırıldanır:
-Helal olsun müdüre, adaleti değil ama hesaplamayı iyi biliyor. Kimi ısırınca dişi kırılacak, kimi ısırsa dişini geçirecek.
**
“Güçlü ve Hilekâr Ellerde Adalet” başlıklı bir fabl paylaşmıştım. Değerli arkadaşım Davut Haşimoğlu “Abi harika kıssadan hisse. Bekliyoruz senden devamını” diye yorum yapmış. Fabllar insanlardaki durumları anlatan metaforlardır. Aslında hayvanların o hikayelerle hiçbir ilgisi yok ama biz insanlar onlara kendimizi anlatmak için rol veririz. Bu sefer hayvanlara rol vermeden doğrudan halimize uygun bir fıkra anlatayım istedim.
Yorum Yazın